 















|
BAŞKANDAN;
ANESDER (Ankara’daki
Eskipazar’lılar
Kültür, Turizm ve Dayanışma Derneği)
Çeşitli kültürlere ev sahipliği
yapmış kökleri tarihin derinliklerine uzanan ve Roma Döneminden
Osmanlıya, oradan Cumhuriyete kadar yaşanmış tarihsel olayların izleri
bulunan Eskipazar'ın tarihi dokusuyla, doğası
ve
kültürüyle tanıtılmasını, ekonomik, sosyal ve kültürel anlamada gelişip
kalkınmasını ve gelecek nesillere aktarmayı görev edinmiş, bu uğurda
gönlünü, emeğini,sevgisini
sermaye yapmış ve Eskipazar sevdalısı 13 Kurucu üye tarafından 2003
yılında kurulmuş bir kültür, turizm ve dayanışma derneğidir.
Amblemizde doğal
güzelliklerinden esinlenilerek rüzgarda uçuşan üç çam ağacının
siluetini, bağlılığı,
beraberligi ve dayanışmayı simgeleyen dörtgeni, tarihi ve antik değerleri
simgeleyen sütun başlığını,
Karabüksporun ham çeliğin
mavisi ile erimiş demirin ve bayrağımızın
kırmızı beyaz renkerini amlemimizi ve derneğin
adını belirten sembolleri simgeleştirdik.
Eskipazarımız, bilinen tarihsel
süreçte önce Paflagonya, Hadrianapolis, Viranşehir, Mecidiye ve en son
Eskipazar olmak üzere bilinen 5 ismiyle anılmış, 1945 yılında ilçe
olmuş, 1995 yılında ise Çankırı’nın
18' inden 8'i, Zonguldak'ın 67'sinden 7'si alınarak plakası 78 olmuş ve
Çankırı'dan ayrılarak Karabük iline bağlanmıştır.
Safranbolu gibi bir dünya kentinin giriş kapısı, Karabük demir çelik
fabrikasının nakliye hattı, Bartın- Amasra yol güzergahlı konumundan
dolayı adeta İpek
Yolu üzerindeki bir ilçe gibi olmasına rağmen
şu an ekonomisi ve ticari hayatı istenen noktada değildir.
Tanıtımın yetersiz olmasından dolayı da mevcut değerler
bilinmemektedir.
Ayrıca, Anne-babalarımızın bize
öğrettiği
Çankırılılık kimliğinin
yerini Karabüklülük almış ise de, bu dönüşümün bazen tam gerçekleşmediği
günlük yaşamımızda karşımıza çıkmaktadır. Ama artık 78 nolu plakaya
alışmalıyız ve biz artık Karabüklüyüz demeliyiz.
Hadrianoupolis Antik Kentiyle,
Akkaya Hamamıyla, Şifali Madensuyuyla, Ormanıyla, Mermeriyle, Tarihiyle,
doğasıyla,
ve diğer
nimetleriyle adeta uyuyan ve unutulan bir devi uyandırmak, var olan
potansiyeli harekete geçirerek Eskipazar ve Eskipazarlının her alanda
gelişip kalkınması için her türlü özveri ve çabayı dernek olarak
göstermek en büyük idealimizdir. Bir başka idealimiz ise bu güne kadar
yüce TBMM çatısı altında bir Eskipazar'lının görev yapmasıdır. Bu yönde
başlatılan çabalarımız artarak sürecektir.
Anne babalarımızın iş ve aş için
köyündeki tarlasını, bağını
bostanını bırakarak geldiği
göç ettiği
Ankara'da çalacak bir kapı aradığını
hep duyardık. Sahipsizliğin
ne kadar zor olduğunu,
iş bulurken, hastasını hastaneye yatırırken, çocuğunu
okula yazdırırken, devletle olan işlemlerde yol yordam gösterecek
birilerinin olmadığını
anlattılar bizlere daima...! Bir arkadaşım bana 1973 'ten beri
Eskipazarlının bir derneği
olmasını hayal ettiğini,
diğer
illerin derneklerin neler yaptığını
anlattıkça imrendiğini
söylemişti.. İşte
biz bu hayali gerçekleştirdik...
Köyünü terkedip Ankara’ya, İstanbul’a
ve diğer
illere göç eden hemşerilerimizin, köylerine duyduğu
özlemi hepimiz içimizde yaşıyoruz....Bayramlarda cami çıkışında yaşlı
dedelerimizin ellerini öpmeyi, gece su nöbetlerinde bostan sulamayı,
öküz-sığır
gütmeyi, harmanda düven sürmeyi, gece ayazında tınaz savurmayı, yolma
yomayı, akşama kadar bıtırak tarlasında eller kızarana kadar orakla ot
yolmayı, altın sarısı başakları tırpanla biçmeyi, dizi yapmayı, üçgen kağnılarla
sap çekmeyi, ülgendireyi, anadutu,yabayı, akşam gaz lambalarının loş ışığında
sac üstünde pişen bazlamayla yemek yemeği,
akşam ebelerin inek sağmasını,
tereyağıyla
yapılan üçgen makarnayı, bandumayı, kına gecelerinde söylenen tef eşliğindeki
hüzünlü manileri, düğünlerdeki
güreşleri, ödül olarak verilen sabun ve peşkirleri, yaylalardaki tahta
evlerdeki yaşamı, hutun çalkalayıp sapsarı tereyağını,
torba yoğurdunu,
kurutulan keşleri, yayladaki keşik sıralarını,sığırların
adete adresleri bilir gibi ahırlara girmesini, yağmur
yağdıktan
sonra dağlara
yapılan mantar gezilerini,.....Perşembe günleri dedelerimizin pazardan,
aldığı
ve heybesinden çıkardığı
renkli halka şekerleri, ebelerimizin sırmalı üskülüklerini,
peştemallarını, her işe yarayan alacalı kuşaklarını, lastik
ayakkkabılarını, çiçek desenli entarilerini, tahtadan yapılan dört teker
arabaları, akşamları ışık böceklerini yakalayıp avucumuza hapsetmeyi,
erik ceviz dokumayı, hoşaf kesip pestil sermeyi, hanayları, sayvanları,
üzerine haşhaş serpilen taş fırın kömeçleri, Bunlara benzer daha bir
sürü anı ve yaşananları hangimiz unutabiliriz...
Bize hayat ve ruh veren işte bu
saydıklarımız...! Sizlerin Ankara'da olsanız bile bunları tekrar tekrar
tekrar yaşamak için köyünüze gittiğinizi
biliyoruz, duyuyoruz...Ne kadar güzel..!
Bizler dernek kurarken bunlardan
ilham aldık işte...Bunları unutmamak, unutturmamak için..Yeni nesillere
kültürümüzü öğretmek
ve yaşatmak için..Eskipazar’ı,
Eskipazar’lıyı
her anlamda güçlendirmek, söz sahibi yapmak için...
Çalışmalarımızla ilgili bu güne
kadar hep sizin desteğinizi
gördük....Yaptığımız
gecelerde, festivallerde sizleri buluşturmak, tanıştırmak ve aranızdaki
kopmuş bağları
yeniden tesis etmek ve kaynaşmanızı sağlamak
için uğraştık,
uğraşacağız
da.. Birimizin acısıyla hepimiz ağlayacağız,
mutluluğuyla
birlikte mutlu olacağız
artık..."Bizim toprağımızdan
çömlek olmaz" diyenleri mahcup edeceğiz.
Sizden isteğim,
derneğimize
üye ve destek olmanız, üye olmayanları üyeliğe
davet etmenizdir.. Çünkü, Derneğin
gücü, üye sayısıyla ölçülür..
Haydi Eskipazarlı...Bu
yürüyüşümüzde sen de aramıza katıl..
Esen kalın...!
|
|